Türkiye ihracatının yarısından fazlası tek bir ilden çıkıyor. İstanbul Valiliği’nin yayımladığı tabloya göre şehir ülke ihracatının %50,6’sını, ithalatının %54,6’sını ve iş gücünün %20,3’ünü tek başına taşıyor. Ama bu tek parça bir ekonomi değil. Levent, Maslak ve Ataşehir hattındaki finans kurumları, Borsa İstanbul çevresinde kümelenmiş yatırım ve danışmanlık şirketleri bir tarafta; İkitelli, Dudullu, Tuzla, Beylikdüzü ve İstanbul Deri organize sanayi bölgelerindeki imalatçılar bambaşka bir tarafta duruyor. Aralarında da pazaryeri satıcıları, ithalatçılar ve şehrin her semtine yayılmış hizmet KOBİ’leri var. Bu üç dünyanın satış döngüsü, karar vericisi ve web sitesinden beklediği şey birbirine benzemiyor: Tuzla’da bir makine imalatçısının sitesinden istediği teknik güven ile Maslak’taki bir portföy şirketinin istediği kurumsal ciddiyet, aynı işin birbirini hiç görmeyen iki ucu.
üçbiriki creative olarak biz Ankara’dayız — Saray Fatih Mahallesi, Twin Towers. İstanbul’da şubemiz, ofisimiz ya da temsilcimiz yok; olduğunu da ima etmiyoruz. İstanbul’daki işleri baştan sona uzaktan yürütüyoruz. Bunu bir kusur olarak değil, bilinçli bir tercih olarak anlatıyoruz: İstanbul’da bir ajansla çalışırken ödediğiniz bedelin görünmeyen bir kısmı, o ajansın merkezî ofis giderine ve şehir içinde kaybedilen zamana gidiyor. Biz o kalemi taşımıyoruz ve fiyatlarımızı da tek tek yayımlıyoruz. Aşağıda bunun pratikte ne anlama geldiğini, İstanbul’daki farklı işletme tipleri için ayrı ayrı yazdık.
Ajans bolluğu seçimi kolaylaştırmıyor
İstanbul’da web tasarım yapan çok sayıda ekip var; bu, şehrin büyüklüğünün doğal sonucu. Sorun tedarikçi bulmak değil, aralarından birini seçebilmek. Aynı işe gelen teklifler arasında birkaç kat fark olabiliyor ve bu farkın nereden geldiği çoğu zaman teklif metninden anlaşılmıyor. Bir teklifi diğeriyle karşılaştırılabilir kılan üç soru var:
- Teslim edilen şey neyi kapsıyor — sadece tasarım mı, tasarım artı yazılım mı, metin ve fotoğraf da dâhil mi?
- Yayına aldıktan sonra siteye kim dokunuyor ve bunun aylık bedeli baştan belli mi?
- Alan adı, hosting ve kaynak dosyalar kimin hesabında duruyor?
Üçüncü madde en çok atlanan madde. Alan adının ajans hesabında açıldığını yıllar sonra, siteyi taşımak istediğinde fark eden işletmelerle sık karşılaşıyoruz. Bizde alan adı ve hosting kendi adınıza açılıyor, kaynak dosyalar sizin oluyor; ayrılmak istediğinizde kimseden izin almanız gerekmiyor. Bir de kapsam sorusu var: bazı işler için üç kişilik bir ekip fazlasıyla yeterliyken, bazıları için tek bir serbest çalışan daha doğru tercih olabiliyor. Bu ayrımı ajansla mı freelancer’la mı çalışmalı yazısında tarafsız biçimde anlatmaya çalıştık; kendi lehimize bir sonuç çıkarmıyoruz.
Ankara ekibiyle çalışmak bütçede neyi değiştiriyor?
Aşağıdaki tablo, İstanbul’da yerinde çalışan bir ekiple bizimle çalışmanın maliyet kalemlerini yan yana koyuyor. Sağ sütundaki rakamlar bizim yayımlanmış liste fiyatlarımız. Sol sütunda başka firmalar adına rakam vermiyoruz, çünkü onların fiyatlarını bilmiyoruz; orada yalnızca maliyetin nasıl yapılandığını yazdık.
| Kalem | İstanbul’da yerinde çalışma | Ankara ekibiyle uzaktan |
|---|---|---|
| Kurumsal tanıtım sitesi | Genellikle projeye özel teklif, açık liste fiyatı nadir | Başlangıç 18.500 ₺, Profesyonel 34.900 ₺ |
| E-ticaret kurulumu | Kapsama göre değişken | 38.000 ₺’den başlıyor |
| Özel yazılım | Adam/gün üzerinden hesaplanıyor | 45.000 ₺’den başlıyor |
| Toplantı | Yüz yüze mümkün; yol ve trafik süresi işin içinde | Görüntülü, 30–45 dakika, kaydı sizde kalıyor |
| Yayın sonrası bakım | Sözleşmeye göre değişiyor | 2.500 ₺/ay |
| Hosting ve alan adı | Çoğunlukla ayrı faturalanıyor | 3.900 ₺/yıl, kendi adınıza |
| Ofis ve şehir içi gider payı | Fiyata dolaylı olarak yansıyor | Yok |
Tabloyu okurken şuna dikkat etmenizi öneriyoruz: bir teklifin ucuz görünüp görünmediği değil, hangi kalemlerin dışarıda bırakıldığı belirleyici. Tüm kalemleri tek sayfada görmek isterseniz fiyatlandırma sayfamız güncel tutuluyor ve rakamlar orada açıkça yazıyor.
Hangi İstanbul işletmesi neye ihtiyaç duyuyor?
Şehir tek tip olmadığı için önerimiz de tek tip olmuyor. Bize gelen taleplerde kabaca dört profil ayırıyoruz ve her birinde işin ağırlık merkezi farklı bir yere düşüyor:
- OSB’deki imalatçı: İngilizce sürüm, teknik doküman indirme, kapasite ve sertifika sayfası. Hareketli efektten çok, ürünün ne olduğu ve kimin ürettiği önem taşıyor.
- Pazaryeri satıcısı: Kendi mağazasını kurmak, marka kimliğini pazaryerinden bağımsızlaştırmak ve müşteri verisine sahip olmak istiyor.
- Finans, hukuk ve danışmanlık: Site bir satış kanalı değil, güven belgesi. Ekip sayfası, yayınlar, mevzuat metinleri ve sade bir görsel dil belirleyici oluyor.
- Hizmet KOBİ’si: Aramada bulunmak ve telefonu çaldırmak istiyor. Burada tasarımdan çok içerik, hizmet sayfalarının ayrıştırılması ve yerel arama görünürlüğü iş yapıyor.
Bu dördü arasında en sık yapılan hata, birinci profildeki firmanın dördüncü profile göre bir site yaptırması: renkli, hareketli, iddialı cümlelerle dolu ama tek bir teknik veri içermeyen sayfalar. Karşı taraf mühendisse böyle bir site güven yerine tereddüt üretiyor. Üçüncü profilde ise işin ağırlığı yazılımda değil kimlikte oluyor; sunum şablonu, doküman düzeni ve imza bütünlüğü siteyle aynı dili konuşmadığında ortaya dağınık bir izlenim çıkıyor. Kurumsal kimlik çalışmalarımız 12.500 ₺’den başlıyor ve siteyle birlikte planlandığında sonradan yapılan bir düzeltmeden hem ucuz hem tutarlı oluyor.
Pazaryerinden kendi mağazanıza geçmek
İstanbul’daki e-ticaret işletmelerinin çoğu pazaryerinden başlıyor ve bir noktada aynı duvara tosluyor: komisyon oranı, sürekli fiyat baskısı ve müşteri verisine erişememe. Kendi mağazanızı açmak bu üç sorunu birden çözmüyor ama üçüne de müdahale imkânı veriyor; en azından kime ne sattığınızı biliyorsunuz. İşin asıl zorluğu tasarımda değil: ürün sayısı, varyant yapısı, kargo entegrasyonu, muhasebe ve fatura akışı, iade süreci. Tasarım bunların en kolay kısmı ve genellikle en son konuşulması gereken başlık. E-ticaret kurulumlarımız 38.000 ₺’den başlıyor; ürün sayısı ve entegrasyon ihtiyacı arttıkça bu rakam yukarı gidiyor, bunu da baştan söylüyoruz.
Aramada görünmek İstanbul’da neden daha zorlu?
İstanbul’da hemen her hizmet için aynı anahtar kelimeyi hedefleyen yüzlerce site var; bu, arama görünürlüğünü diğer illere göre gerçekten daha pahalı bir iş hâline getiriyor. Bunun iki pratik sonucu oluyor. Birincisi, geniş ve genel kelimelerle yarışmak çoğu KOBİ için mantıklı değil; ilçe, sektör ve hizmet birleşimiyle daralan aramalar hem ulaşılabilir hem daha nitelikli talep getiriyor. İkincisi, siteyi yayına almakla iş bitmiyor; düzenli içerik olmadan sıralama oturmuyor. SEO çalışmamız 12.000 ₺/ay, içerik üretimi 6.500 ₺/ay olarak ayrı ayrı fiyatlanıyor ve ikisini birden almak zorunda değilsiniz. Bütçe kısıtlıysa açık önerimiz şudur: önce siteyi doğru kurun, altı ay içerik üretin, arama yatırımını ondan sonra konuşun.
Toplantılar trafiğe takılmıyor
Uzaktan çalışma bizde şöyle işliyor. İlk görüşme görüntülü ve yaklaşık kırk beş dakika sürüyor; kapsamı bu görüşmede birlikte netleştiriyoruz. Sözleşmeyi e-imzayla imzalıyoruz, kargo beklemiyorsunuz. Proje boyunca ortak bir panoda hangi maddenin kimde beklediği görünüyor, dolayısıyla “ne durumda” diye telefon açmanız gerekmiyor. Tasarım ve geliştirme aşamalarında haftada bir kısa görüntülü kontrol yapıyoruz; ara teslimleri ekran paylaşarak birlikte geziyoruz, siz sayfayı kendi ekranınızda açıkken not düşüyorsunuz. Site yayına alındığında yönetim paneli eğitimini yine ekran paylaşımıyla veriyor ve kaydı size bırakıyoruz, böylece ekibinize sonradan katılan kişi aynı kayıttan öğrenebiliyor. İstanbul özelinde şunu da ekleyelim: Avrupa yakasındaki bir ortakla Anadolu yakasındaki bir müdürün aynı görüntülü toplantıya bağlanması, ikisinin de aynı adrese gitmesinden çoğu zaman daha kolay oluyor.
Nereden başlanır?
İstanbul’daki işletmeler için en verimli başlangıç, durumu kısaca yazmanız oluyor: ne satıyorsunuz, şu an bir siteniz var mı, önümüzdeki altı ayda neyi değiştirmek istiyorsunuz. Buna göre hangi paketin gerçekten gerektiğini, gerekmiyorsa gerekmediğini söylüyoruz — kapsamı büyütmek için bir nedenimiz yok. Teklif formunu doldurup başlayabilirsiniz; ilk görüşme için herhangi bir ücret ya da taahhüt istemiyoruz.